Bildiri Konusu:Okul Öncesi Çocuk ve Sosyal Çevre


Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Yüz İfadelerini Tanıma Becerileri
Gelişim anne karnında başlayan ve ömür boyu devam eden bir süreçtir. Sosyalleşme de aynı şekilde anne karnında başlayıp kişinin yaşamı boyunca devam etmektedir. Doğmamış bir bebeğin anne karnında tanıdığı seslere tepki vermesi onun sosyalleşmeye başladığının bir göstergesi olarak gösterilebilir. Başta sosyalleşme sadece temel ihtiyaçlar içindir fakat çocuk büyüdükçe sosyalleşme daha karmaşık bir yapı olur ve bu paylaşmayı, iletişimi, arkadaşlığı vb. gibi durumları içerir. Sosyal gelişim bireyin dünyaya geldiği andan yetişkin bir birey olduğu zamana kadar farklı insanlarla olan iletişim ve onlara karşı geliştirdiği davranış ve duyguların tümüdür. Bir diğer deyişle bireyin toplum içinde kendi benliğini fark etmesidir.
Okul öncesi eğitim temel eğitimin önemli bir parçasıdır ve tüm milli eğitimin başlangıç noktasıdır bundan dolayı okul eğitimi ve yaşam boyu eğitimin temel aşaması olmaktadır (He, 2015). Hayatın ilk yıllarında eğitimin ilk adımı olan okul öncesi dönem, çocuğun dünyaya geldiği günden temel eğitime başladığı zamana kadar olan bir süreçtir. Bu süreç içerisinde çocuğun bilişsel, fiziksel, sosyal, psikomotor ve dil gelişimi büyük ölçüde tamamlanmaktadır (Alisinanoğlu ve Kesicioğlu, 2010). Okul öncesi dönem, çevresini merak eden, öğrenmeye ve düşünmeye çalışan çocuğun bu özelliklerini yönetme, teşvik etme ve geliştirme gibi çok önemli bir görevi üstlenmiştir (Senemoğlu, 1994). Bu önemli dönemde çocuğun gelişimini takip ederek yaşıtlarına uygun bir şekilde ilerleme kaydedip kaydetmeyeceği gözlenmelidir. Bu dönem içerisinde verilecek olan aile içindeki eğitim, sosyal çevre eğitimi, dil gelişim alanlarının desteklenmesi gibi bir çok alan çocuğun gelecek yaşantısını da doğrudan etkileyecektir.
Çocukların kazanması gereken kavramlardan birisi de sosyal becerilerdir. Çocukların sosyal ve duygusal gelişimi yaşamlarında uyum sağlaması için büyük bir öneme sahiptir. (Kapıkıran, İvrendi ve Adak, 2006). Uysal ve Balkan (2015)’ın yaptıkları çalışmada sosyal beceri eğitimlerinde aile katılımının önemli olduğunu belirtmişlerdir. Çubukçu ve Gültekin (2006)’e göre bireyin toplum içerisinde kuracağı iletişim ile erken çocukluk dönemlerinde öğrenilen bilgiler, bireye sosyal becerileri kazandırarak sosyalleşmesini, grup içerisindeki yerini ve sosyal gelişimini etkiler.
Günlük yaşamda yüz yüze görüşmelerin en önemli iletişim araçlarından biri olan yüz ifadeleri sözsüz iletişimin anahtar rolündedir (Bullock ve Russell, 1984). 5-6 yaştan küçük çocukların korku, öfke ve üzüntünün yüz ifadeleri arasında ayrımcılık yapabileceği ve öfkeli yüzlerin bebekler için özel dikkat çekici olabileceği yapılan çalışmalar arasındadır (Schwartz, Izard, & Ansul, 1985; Fox vd., 2000). Fakat Camras, Grow ve Ribordy (1983) yaptıkları çalışmada istismara uğramış çocukların duygusal ifadelerin belirlenmesinde, istismara uğramamış çocuklardan daha az doğru cevap verdikleri ve öğretmenleri tarafından akranlarından daha az sosyal yeterliliğe sahip olduğu algılanıyor olduğu sonucuna ulaşmışlardır.
Aile çocuğun sosyal gelişimi için gerekli durumdadır aile ile kurulacak sağlıklı ilişki ve etkileşim çocuğun yaşadığı sorunlara yaklaşımını etkilemektedir. Ebeveyn ile çocuğun etkileşimi ne kadar kuvvetliyse diğer insanlar ile kuracağı iletişimi, ilişkileri ve ruh sağlığı da o oranda kuvvetli olacaktır (Demircioğlu, 2016). Sosyalleşme ilk aile içinde başlamaktadır ve aile içindeki bireylerin kişilik özellikleri çocuğu doğrudan etkilemektedir (Kırık, 2014). Çocukların kendilerini algılamaları ile annelerini, babalarını ve öğretmenlerini algılamaları arasında bir ilişki olduğu yapılan çalışmalar arasındadır. Anne ve baba ile oluşturulan olumlu iletişim çocuk için olumlu benlik ve olumlu sosyal algı geliştirmesine destek sağlamaktadır (Çelik, Tuğrul ve Yalçın, 2002).
Temel yüz ifadelerinden olan korku, mutluluk, kızgınlık ve şaşkınlık ifadelerini tanımada ve kadın ve erkek figürleri üzerine yerleştirilen yüz ifadelerinde neden mutlu, üzgün, kızgın ve şaşırmış olduğunu söylemede anlamlı bir farklılık olup olmadığını ortaya çıkarmak adına yürütülmüştür. Kadın ve erkek figürlerinin üzerine yüz ifadeleri yerleştirilerek çocuğun kendisi ile özdeşim kurarak cevaplar alınması amaçlanmıştır. Bu teyze neden üzgün? Bu amca neden mutlu? Gibi sorular ile bu cevaplar aranmıştır.
Araştırmada veri toplama aracı olarak Cüceloğlu (1968) tarafından geliştirilen mutlu, kızgın, üzgün ve şaşırmış yüz ifadeleri beyaz fon üzerinde 12x12 cm kartlar ve beyaz fon üzerinde kafası kesilmiş bir kadın bir erkek figürü kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları tam metin olarak sunulacaktır.
Anahtar Kelimeler: yüz ifadeleri, okul öncesi, sosyal gelişim, çocuk gelişimi